İsmail ile 1978-84 yılları arasında birlikte okuduk. İsmail deyince aklıma sportmenliği ve centilmenliği geliyor. Bizim okulda olduğumuz dönemlerde öğrencilerin azlığından mıdır yoksa çok yetenekli olduğumuzdan mıdır 🙂 herkes birden fazla spor dalı ile ilgilenirdi. İsmail de çok yönlü bir sporcu idi ama o “çok yetenekli” grubuna girenlerdendi. Hem basketbol hem de atletizmde çok başarılı idi. Daçka’mıza çok sayıda madalya kazandırmış ve gururlandırmıştır.

Okuldan sonra gerek Darüşşafaka Cemiyeti gerekse Darüşşafaka Spor Kulübünün yönetim kurullarında çok kritik görevler almış ve en zor dönemlere tanıklık etmiştir. Darüşşafaka Spor Kulübünün yönetim kuruluna girmeme de sevgili İsmail vesile olmuştur. İsmail, iyi bir sporcu olmasının yanısıra sosyal sorumluluk sahibi iyi bir aile babasıdır aynı zamanda. Eşi ve iki evladı ile kendisine çok güzel bir hayat dilerim.*

Okul birincisiydim. Sanırım ilkokul öğretmenim anneme Darüşşafaka’dan bahsetmiş ve bu vesile ile sınava girdim.

ismailyıldızahmetözsöz
Soldan : Annem Yıldız, ben, babam Ahmet. 1967.

30 Haziran 1967 İstanbul doğumluyum. Maalesef babam Ahmet Özsöz ben henüz 6 aylıkken vefat etmiş. Dolayısı ile ailemin tek çocuğuyum. Annem babamın vefatının ardından beni de alarak dedem Mümin Topuklular’ın Bursa’daki evine dönmüş.

Ben ilkokulu Bursa Süleyman Çelebi Lisesinde okudum. Okul birincisiydim. Sanırım ilkokul öğretmenim anneme Darüşşafaka’dan bahsetmiş. Bu vesile ile sınava girdim ve kazandım. Hiç unutmuyorum, o zamanlar ilk defa Bursa Burgaz’da dedem bir baraka kiralamış, bizi yazlığa götürmüştü. Yazlıkta dayım haberi getirdi: “Okulu kazanmışsın aferin sana!…”

İki kere okuldan kaçtım ve dayımdan önce o yaşımda tek başıma Bursa’ya dedemin evine gittim.  Annem de dayanamıyordu ve vazgeçmek üzereydik ki…

ismailözsözyıldız
Annemle 1969.

1978 yılıydı. Darüşşafaka’nın sınavını kazanmamızın ardından dedemlerle birlikte oturduğumuz evimize, geçen hafta içerisinde (Ağustos 2015) kaybettiğimiz Emin abi gelmişti mülakata. Derken Daçka hayatım başladı ama ben annemi çok özlediğim içim ilk yılım çok zor geçti. Mehmet dayım beni okula getirirdi. İki kere okuldan kaçtım ve dayımdan önce o yaşımda tek başıma Bursa’ya dedemin evine gittim.  Annem de dayanamıyordu ve vazgeçmek üzereydik ki, Yavuz dayım benimle bir konuşma yaparak Darüşşafaka’nın benim için ne kadar önemli bir şans olduğunu anlattı. Ona hak verdim ve muhteşem yıllarım başladı. Mükemmel öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz vardı: Sayın Hayrettin Cete ( Sir ), Gürcan Erbaş, Ergun Bey, Erol Açıkgöz, Gönül Soysallıoğlu, Eileen Streich Yalçın, Mrs. Günkut, Miss Claire ve ismini yazamadığım diğerleri… Hepsine minnet borçluyum.

Ailem ve ben tabii şoktaydık. Sevgili Nezide Halamla beni 1 ay eve kapattılar.

izmail-ozsoz-08
Çanakkale Türkiye Atletizm Şampiyonasında. Marmara Birincisi olup İzmir Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandık. Ben disk ve cirit atıyordum. 1983.

Darüşşafaka’da hayatım Lise 1’e kadar çok iyi geçti. Çok başarılı bir öğrenciydim ama Lise 1’e gelince işler değişti. Spor hemen hemen tüm Darüşşafakalılar için o duvarlar arasında zaman geçirebileceğimiz birkaç meşgaleden biri idi hepimiz için. Ben de başta iyi bir sporcu idim. Okul mevcudumuz az olduğu için başta basketbol olmak üzere, voleybol, futbol ve atletizm branşlarının hepsinde faaldim. Atletizmde disk ve cirit atmada Darüşşafaka’ya kandırdığımız Türkiye ikinciliğinde benim de payım vardır. Madalyalarımı hala gururla saklarım. Ama tabii asıl branşım olan basketbol benim bir hayat felsefem olmaya başlayınca dersler ikinci plana itildi ve L 1’de o zamana kadar hep teşekkür-takdir almış bir öğrenci olarak altı tane zayıf getirdim.  O zaman ikmalde de bu dersleri veremezseniz atılıyorsunuz. Ailem ve ben tabii şoktaydık. Sevgili Nezide halam – kulakları çınlasın – beni 1 ay eve kapattılar. Bir taraftan ders takviyeleri ve bir taraftan da çalışmam sonucu hepsini verdim ama benim için çok zor günlerdi. Sonraki senelerde kalmadım ama çok iyi bir öğrencilik de yaptığımı söyleyemem. Basketbol’da 1,83 boyum ile potaya smaç basabilecek kadar ilerlemiş ve okul takımının gözdelerinden olmuştum. Çok seviyordum basketbolu ve bu sevgi hayatım boyunca devam etti.

Majak’ı çıldırtmıştım bu maçta…

izmail-ozsoz-09
İzmir’deki Türkiye Atletizm Şampiyonasında ikinci olan takımımız. Arkadan beşinci benim. 1983.

Okul takımlarının hepsinde oynadım. Okullar arası Türkiye şampiyonalarında çok iyi dereceler aldık o sene. İsmail Çiftarslan ve Eşref Özülkülü çalıştırırdı bizi. Daha sonra kulüp takımında da oynamaya başladım. Önder abi (Minik Önder) nur içinde yatsın, çok uğraştı bizimle… İsmail Çiftarslan abimin portresini okudum. Şöyle yazmış bir yerinde: “Sanırım Nami abi o yazıyı yazdı ve ben 1986 Nisan’ında askere gittim. Askere gitmeden önceki son maçımız sanırım Şişli ileydi, o maçı alırsak ligde kalıyorduk, alamazsak ikinci amatör kümeye düşecektik. Yokluğumda Daçkalı kardeşlerimiz rahmetli Engin Kattanalp yönetiminde maçı almışlar. Belki takımın başında ben olsaydım küme düşebilirdik  ve böylece kümede kalmış olduk.” İşte Şişli ile oynanan bu maç hayatımın en güzel oyunlarından birisini oynadığım maçtı. Majak’ı  – Şişli’de oyuncu/antrenördü – çıldırtmıştım bu maçta… O seneden sonra kulüp takımı 2. lig ve ardından 1.lige çıktı.

Biz maçı aldık okula gittik, kimse yüzümüze bakmıyor maçı verdik diye! Millete inandırana kadar akla karayı seçmiştik

izmail-ozsoz-05
Faul atıyorum. Hakem Recep Şirin. Lise 1 olmalı. Haydarpaşa olabilir.

Hayatım boyunca unutamayacağım bir anım var. Şişli Terakki ile İstanbul finallerine kalma maçı oynuyoruz. İddialıyız ama Şişli Terakki de çok iddialı. Çok iyi bir kadrosu var. O maça okul yönetimi de önem veriyor ve tüm okulu maça getirmişler. Fakat koçumuz İsmail abi o gün yok (sebebini hatırlamıyorum, Eşref abiye rica etmiş ama o da yok ortalarda). Ortalık yıkılıyor Eyüp Spor Salonunda… Niyazi (Turan) abi baktı antrenörler yok, o indi bençe. Maça başladık ama çok kötüyüz, bomboş turnikeleri kaçırıyoruz. Fark açılıyor, devre arası okul müdürü herhalde kızmış, etüdler kaçmasın bahanesi ile bizim seyircileri toplayıp okula geri götürdü. Bizde moraller sıfır, derken Eşref abi geldi ve ikinci yarıya onunla çıktık. Bize önce güzel bir fırça ve ardından inanç aşılayarak sahaya sürdü. Böylece 17 sayı geriden gelip maçı aldık. Genelde Selçuk Kaya skorer oynar, ben daha çok ribaund alır, 10 – 15 sayı ile de maça katkı yapardım. Ama o gün 27 sayı attım. Tek tek saydım maç kağıdından sayılarımı… Biz maçı aldık okula gittik, kimse yüzümüze bakmıyor maçı verdik diye! Millete inandırana kadar akla karayı seçmiştik 🙂

DSK yılları

Bir yandan Üniversite, Bir yandan da çalışmam gerektiği için oyunculuğu bırakmıştım ama Darüşşafaka’yı uzaktan takip ediyordum. Sınıf arkadaşım Engin Kattanalp  – rahmetli oldu Engin, nurlar içinde yatsın –  vasıtası ile DSK’dan haberdardım. Daha sonra iş hayatımın bir dönemi Haluk Semiz abimin kurduğu TURSEM’de geçti. İşte o dönemde Haluk abilerle birlikte, sanırım 1995 – 1997 yılları idi, Darüşşafaka Spor Kulübüne yönetici olarak girdim. Daha sonra Ali Kahyaoğlu abimizin yönetiminde devam ettim. Ali abinin ardından Kulüp ile Cemiyet’in arası soğuktu. Kulüp ve Cemiyet ile arayı bulmak için Engin Kattanalp ile birlikte eski yönetici abilerimizin teşviği ve İsmail Çiftaslan abimizin daveti ile bir dönem daha yöneticiliğim devam etti. Bir yandan Cemiyet bir yandan Spor Kulübü yöneticiliğim neticesinde aileme ve işlerime zaman ayıramama aşamasına gelince İsmail abinin ardından bırakmak istedim. Ancak çok sevdiğim merhum Kutlay Becerikli abimizin daveti üzerine son kez olmak üzere yönetime geldik ama bazı sebepler dolayısı ile istifa edip bıraktık.

Yönetici kadro gerçekten çok değerli, basketbolu çok iyi bilen, Darüşşafakalı veya bana göre bir çok Darüşşafakalıdan daha çok camiaya hizmet etmiş fahri Darüşşafakalılardan kuruluydu

Darüşşafa Spor Klübü yöneticiliğim esnasında çok cefalı günler geçirdik. Kulübün en büyük sıkıntısı maddi yetersizliklerdi. Yoksa yönetici kadro gerçekten çok değerli, basketbolu çok iyi bilen, Darüşşafakalı veya bana göre bir çok Darüşşafakalıdan daha çok camiaya hizmet etmiş fahri Darüşşafakalılardan kuruluydu. Hepsine verdikleri katkı dolayısı ile minnettarım. Son yıllarımız çok zor geçmişti. Sınıf arkadaşım, kardeşim Engin Kattanalp’i de melun hastalık dolayısı ile kaybettikten sonra basketboldan çok soğudum. Ama genç arkadaşlar kulübü fevkalade idare ettiler ve son olarak Doğuş Grubu ile yapılan işbirliği ile basketbol takımı 1. ligde tekrar iddialı duruma geldi. Bu birlikteliğe sıcak bakıyorum.

Kutlay Becerikli

kutlayportre
Kutlay Becerikli

Darüşşafakamızla gerçekten dev bütçeli bir çok takımı devirdik ve tarih yazdık. Bu şekilde bir çok maçımız var. Hepsini anlatmaya kalksak satırlar yetmez.

Ali abiden sonra İsmail Çiftaslan abimizin yönetiminde de kulüpte çeşitli görevler altında çalıştım. İsmail abinin döneminde rahmetli Kutlay Becerikli abimle çok ortak anımız oldu. Seneyi tam olarak hatırlıyamıyorum. Arşivlerde vardır, 2004 – 2005 senesi olabilir;   Darüşşafaka Uleb Cup’a davet edilmişti. Barselona şehrinde kuralar çekilecekti ve Darüşşafaka Spor Kulübü de Kutlay abi ile beni görevlendirdi. Biz de biletlerimizi aldık ve davet edildiğimiz tarihte beraber Barselona’ya gittik. Çok güzel bir organizasyon yapılmıştı.  Çeşitli ülkelerden yöneticiler bir araya gelmiş, sanırım şimdilerde Euroleague’nin CEO’su – ki o zaman UlebCup Başkanı idi – İspanyol Jordi Bertomeu toplantıya başkanlık ediyordu. Güzel bir salon, toplantı İspanyolca ama herkese kulaklıklar dağıtmışlar; İngilizce ve diğer dillere anında tercüme ediliyor. Kutlay abi ile bana da kulaklık verdiler ama biz kulaklıkları takmadık. Çünkü Kutlay abi de ben de İspanyolca konuşuyoruz zaten 🙂 Kulaklık kullanmamamız, fakat CEO’nun anlattıklarına baş hareketlerimizle cevap vermemiz başkanın dikkatini çekmiş olmalı ki verilen ilk arada direk yanımıza geldi ve bizim hangi takımın temsilcileri olduğumuzu sordu İngilizce olarak… Biz de İspanyolca cevap verdik ve şaşırdı. “Size” dedi, “niye kulaklık kullanmıyorsunuz diye serzenişte bulunacaktım, özür diliyorum, siz dilimizi konuşuyorsunuz”. Biz de evet deyip muhabbete başladık ve kendilerine Darüşşafaka Spor Klübünü, misyonunu, tarihini, okul hakkında bilgi vs. anlattık uzun uzun. Bunun üzerine bize dedi ki: “Sizi davet etmekle ne kadar büyük bir iş yapmışız. Bunu hafızama yazıyorum ve Türkiye’ye geldiğim ilk fırsatta okulu ve kulübü ziyaret etmek istiyorum”… Tabii bu bizim için çok mutluluk verici biz durumdu. İyi bir kura çekerek de Türkiye’yi o genç kadro ile başarı ile temsil ettik.

Kutlay abi gerçekten Darüşşafaka ile yatıp kalkan, okulu, kulübü çok seven, insan olarak mükemmel, sempatikliği ile herkesin gönlünde taht kurmuş ve benim de hem bir abim, hem de çok iyi bir dostumdu. Ölümü beni çok sarstı… Günlerce inanamadım ama yapacak bir şey yok tabii ki… Yukarıdaki anımı hiç unutmam.

Ahmet Çakı

Bir başka unutamadığım anım: 27 Kasım 2004’te Beşiktaş ile Akatlar salonunda oynadığımız, seyircilerin olay çıkardığı, 7 sayı önde götürdüğümüz ve son saniyelerde bazı oyuncuların çok kötü ve vurdumduymaz oyunları neticesinde kaybettiğimiz bir maçın ardından yönetim kurulu kararı ile o zamanki antrenörümüzle yolları ayırdık. Ertesi gün bunu oyunculara deklare ettik ve antrenörlüğe sevgili Ahmet Çakı’yı getirdik. Fakat bazı önemli oyuncular başkaldırdılar. Kendilerini kadro dışı bıraktık ve uzun süre gençlerle mücadele ettik. Hatta ULEB CUP’ta İspanya’da Badalona’yı son saniyede Ceyhun’un bomboş turnikeyi atamaması sonucu yenemedik. Fakat bunun neticesinde basketbolümüz çok önemli bir koç kazandı. Ahmet’in ardından onu Altar izledi… Yani Darüşşafaka gerçekten Türk Basketbolünün en önemli taşlarından birisidir.

 

Turizmle devam…

Darüşşafaka Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Meslek olarak turizmi seçtim. Yine meslektaşım Leman ile 1998 yılında evlendim. Bugün 15 yaşında Ahmet Bora adında bir oğlum ve 12 yaşında Damla adında bir kızım var.

Net Holding, Tursem gibi sektörün önde gelen firmalarında yönetici olarak çalıştıktan sonra, üniversiteden sınıf arkadaşım Serkan Özay ile çalışmaya başladım. Serkan ben başladığımda TUAREG TOURS’u yeni kurmuştu. 1997 senesinden beri birlikteyiz. Çeşitli turizm aktivitelerinin içerisinde 1997 yılından beri faal olarak devam etmekteyim.

*Giriş paragrafını yazan Müge Özacar’a teşekkürler.

ök/fa/kk Ekim 2015

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.