Darüşşafaka Fatih Çarşamba yerleşkesindeki tarihi spor salonu İstanbul’daki en eski spor salonlarından biri olmalı. 1966’da Daçka’ya başladığımda basketbol hakkında tek bildiğim, doğduğum, büyüdüğüm şehir Zonguldak’ta bir mahalle abisinin pota adı verilen tahtadaki çembere büyükçe bir topu atmasıydı. Biz oynayamaz, sadece seyrederdik. Darüşşafaka’da ilk kez basket topuyla tanışmış ve bu emektar salonda ilk atışlarımı yapmıştım. Beden öğretmeninin beğenmesi ve sonra gösterdiği hareketleri yapabilmem beni içten içe çok mutlu etmişti. Bir özgüven aşısı gibiydi adeta basketbolu öğrenme sürecim… Salon yazları bile çok sıcak olmaz, diğer zamanlarda ısıtma olmadığı için serin, soğuk veya çok soğuk olurdu. DŞ ’65 Bülent Ünal’ın dediği gibi “salon kışın buz gibi olurdu. Koştukça ısınırdık”…  Küçük bir bina olmasına rağmen adeta bir kişiliği vardı. Kendisine göre devasa olan okul binası karşısında bile ezilmezdi sanki. Belki de aradaki genişçe toprak futbol sahası, büyük binanın ihtişamının etkisinden ‘korunması’nı sağlardı. Bu tarihi jimnastik binasının portresini önce bazı anılardan aktarımlar ve sonra işin akademik uzmanı Doç. Dr. Gülhan Benli’nin mimari tarih yazısıyla ele alıyoruz.

atilla-erten-07Atila Erten DŞ ’49, basketbolcu, Türkiye Şampiyonu takımın antrenörü :

Salonun zemini tahtaydı. Kız okulunun inşaatı yapılıyordu o sırada. Salon çimento torbalarıyla doluydu. Onları dışarı taşıdık ama tozları kalmıştı. Her topa vuruşta toz kalkardı. Küçük bir salondu, üçer kişinin oynayacağı kadardı ama dörder kişi oynardık. Bütün teneffüslerde oradaydık.


hayatibaygan

Hayati Baygan ’51, futbolcu, yönetici:

Biz salonda çengel tabir edilen hook-shot atışları yapardık. Yalçın bize kızardı, ‘Öyle atış olur mu’ diye.  Sonra bir arkadaşımızın Amerika’daki abisi bir basketbol kitabı yolladı. Bir baktık ki meğer gerçekten öyle bir atış varmış… O senelerde bütün okullar arası maçlar bizim eski spor salonunda yapılırdı. O zaman diğer okulların spor salonu yoktu. Bizim salon dışında Eminönü Halkevi salonu kullanılırdı. Ayrıca liseler arası hentbol maçları bizim futbol sahasında yapılırdı.


selahattin-odabasiSelahattin Odabaşı, ’53, futbolcu :

Spor salonuna salon demeye bin şahit lazımdı. Zemini bozuktu. Kapı futbol sahasına açılıyordu. Sonra yerini değiştirdiler. Basketbol ve voleybol takımı 1. Lige çıkınca salonu düzelttiler.

 


mehmetbaturalp-17Mehmet Baturalp ’55, milli basketbolcu :

Biz okuldayken eski spor salonunda oynardık. Küçücük bir salondu. Camları kırıktı, güvercinler içeride yuva yapardı. Antrenman yaparken kafana kuş pisleyebilirdi. Yalçın abilerin sınıfı da hep orada büyüdüler.

 


cafer-aksakalCafer Aksakal, 50’li yılların DSK voleybolcusu :

Gerçi o zamanlar için büyük imkandı spor salonu olması… ama bugünkü Maslak yerleşkesindeki -neredeyse bir spor akademisi kalitesinde olan- muhteşem spor olanakları ile karşılaştırıldığında çok çok mütevaziydi … salon soğuk olurdu, soyunma odası yoktu; eski tarihi binanın giriş katında, hamam dediğimiz duşların yanındaki odalarda üstümüzü değiştirirdik. Işıklandırma olmadığı için bazen hareket halindeki topu göremezdik. İple bağlı toplarla oynardık birisi büyük, birisi küçük, farklı boyutlarda. Salon küçük olduğu için ölçüler nizami değildi. Servis atışı yapacak alanımız yoktu.


cengiz-erverdiCengiz Erverdi, ’60, voleybolcu :

Eski spor salonunun camları kırıktı. Kar yağdığı zaman içeri girerdi. İçerisi buz gibi olurdu. Salon küçüktü. Basketçiler turnikeye girerken bazen duvara çarpardı.

 


bora-yasarBora Yaşar ’65, izleyici :

Bu salonda çok anımız var. Bazı gayretkeş beden eğitim hocalarımız, bu salonda benim kabusum olan, halatla tırmanma yaptırırlardı. Ne işe yarayacaktı bilmem. Ayrıca kışları buz gibi olan bu salonda efsane takımımızdan Dursun (Açıkbaş) ağabey, yıldız takımı oyuncularını çalıştırırdı. Ben de kovuluncaya kadar kısa boyumla aralarında idim. Bir kez de İTÜ salonunun daracık koridorunda, geç kaldığım maça yetişmek için koştururken, o sene Yalçın Granit ağabeyimizin (milli takım koçu idi) Sivas’tan bulup getirdiğini duyduğumuz, inanılmaz irilikteki (o döneme göre) Hüseyin Alp’le çarpışıp dünyamı değiştirmiştim.

Resme göre sol alt köşedeki daracık bir kapıdan girerdik salona. O tarafta kapıya bakan küçük bir bina daha vardı. Ne işe yarardı hatırlamıyorum (editörün notu: eski kimya laboratuarı, başlıktaki resimde de görülüyor).  Yalnız o sene o binada kutular içinde tüpler bulmuştuk. Briyantin gibi, krem gibi bir şeydi. O tüplerin içinden çıkan o macunu kapı kollarına sürerdik. Hocalar dahil kapı kollarını tutanlar, ellerine bulaşan, ne olduğunu anlayamadıkları o berbat bileşimle şoke olurlardı. Başımızın bu nedenle belaya girdiğini de hatırlıyorum hayal meyal.


omereskin

Ömer Eskin ’78, jimnsatikçi :

Salonda halatlar vardı ve biz jimnastik grubunda olanlar (100. yıl gösterilerinde sahne almıştık) o halatlarla oynar dururduk. Duvara paralel uzun mesafeler sallanırdık. Ortada da basket oynayanlar olurdu. Salonda dört pota vardı. bir uzun kenarda iki tane ve kısa kenarlarda birer tane. Abiler uzun aralıklı potalarda basket oynarken biz de yan duvarlardaki potaya tırmanıp halata binip ya allah duvara paralel uçardık adeta. Bu arada ‘kanca’ lakaplı Murat abi (dönemini  tam bilemedim) top sektirerek duvara yakın gitmeye başladı. Ben yukardan aşağı uçuyorum, tutunacak bir yerim yok ve rotalarımız kesişiyor. O beni görmüyor, ben onu görüyorum. Ve çarpışma gerçekleşti, sağ bacağımın üst tarafıyla tam yüzüne çarptım. Biz normalde o hızla gidince karşı duvara tutunabiliyorduk ama çarpmanın etkisi ile hızım azaldı ve havada pondül gibi sallanıyorum. Aşağıda Murat abi baygın yatıyor… İki üç sefer üzerinden geçtikten sonra diğer abiler beni durdurabildiler. Ve bize hemen oradan kaybolmamızı yoksa kanca Murat abi ayılınca halimizin harap olacağını söylediler. Biz kaçtık Murat abiye görünmemeye çalışıyorduk ama adamın surat komple mosmor kesmişti. Bir hafta on gün sonra bizi buldu ama birşey yapmadıydı sağolsun. Fakat sonradan bir kere konu oldu ve hatırlamadığını söyledi; hafızasına da zarar vermişti darbe herhalde..


Ve salonun tarihçesi yetkin bir kalemden :

gulhanbenli-1

Yrd. Doç Dr. Gülhan Benli DŞ ’87 :

1868’de “Darussafakatu’l İslamiye Mektebi”nin inşaatı için Sultan Abdülaziz’in yaptığı bağışla İstanbul’un en havadar mevkilerinden biri olan Sultan Selim ve Fatih Camileri arasında, Haliç ile Boğaz girişine hakim,  Fatih ilçesinde bazı arsalar satın alınır. Bu arsalardan biri;  Bahriye Feriklerinden (ikinci amiral) Maşuk Paşa’nın konağı ve bahçesi (Darüşşafaka’nın inşa olduğu mahal), ikincisi bu bahçenin bitişiğindeki Aliye Hanımın bostan yeri (haritada vakıf bostan adıyla belirtilen jimnastik salonunun bulunduğu alan) ve üçüncüsü Kadıasker Benlizade Ahmed Raşid Efendi’nin (matbah=yemek pişirilen yer, çamaşırhane ve hamam) arsasıdır (Harita 1).

salon-01
H.Kemali Söylemezoğlu’nun, 1976 tarih, 03(363) sayılı Arkitekt dergisinde yer alan yazısında kullanılan haritası

 

1918, NECİP BEY HARİTALARI

1914 – 1918 yılları arasında İstanbul Şehremaneti Harita Şubesi Müdürü olarak görev yapan mühendis Necip Bey tarafından çizilmiş haritalar, genel adıyla “Necip Bey haritaları” olarak bilinir. Harita 2’de Darüşşafaka’nın bulunduğu alan büyütülerek bakıldığında; okul yapısını çevreleyen alanın bahçe (yeşil alan) olarak tanımlandığı görülür. 1918 tarihli haritada okul binası haricinde jimnastik salonu olarak inşa edilen tek katlı yapının da varlığı net olarak bu haritada okunabilmektedir.

salon-02
1918 tarihli Necip Bey haritası içinden büyütülerek alınmış olan kısmi haritada Darüşşafaka okul binası ve jimnastik salonunun bulunduğu arsa.

 

 1965, BEHÇET ÜNSAL HARİTALARI

Bir dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğünde görev yapan Prof. Dr. Behçet Ünsal yönetiminde hazırlanmış pafta üzerinde kırmızı renk ile tanımlanan yapılar anıt eserleri ifade etmektedir. Anıt eser okul binasının yanında kız lisesi olarak yapılan “L”  bina, haritaya işlenmiş olarak harita 3’de görülmektedir. Okul binasının diğer cephesine paralel konumlanmış bulunan jimnastik salonunun varlığı da aynı harita üzerinde rahatlıkla seçilebilmektedir (Harita 3). Yine aynı harita üzerinde aslında zemin kotu olarak toprak altında kalan ancak toprak üzerindeymiş gibi tasvir edilen Bizans dönemine ait sarnıç yapısının da ifade edilmesi dikkat çekicidir.

salon-03
1965 tarihli Behçet Ünsal haritası

 

 TARİHİ JİMNASTİK SALONUNUN MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Darüşşafaka’nın Fatih’deki binasının bulunduğu arsaya yeşil renkli büyük dövme demir kapıdan girince, ihtişamlı heybetiyle bizi karşılayan okul binasının yanında, ölçek olarak kendisinden oldukça küçük, ancak görünüşüyle sanki lise binasını andıran jimnastik salonu, insan ölçeğindeki sıcak mimarisiyle sizleri karşılar. Bu yapı hakkında, Darüşşafaka Cemiyetine ait kayıtlarda 1912 yılında Evkaf Nezareti[2] tarafından “jimnastik salonu” olarak inşa ettirildiği bilgisi yer alır.

Güney cephesinden okulun yüksek bahçe duvarına yaslanan jimnastik salonu tek katlı ve kargir olarak inşa edilmiştir. Yaklaşık 23 x 11.8 mt. ölçülerinde ve 270 m2 taban alanına sahip dikdörtgen biçimli tarihi eser, tek mekandan oluşmaktadır.

BİNANIN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

Dört tarafındaki yaklaşık 50 cm genişlikteki tuğla duvarlar aynı zamanda taşıyıcı duvarlardır. Bu duvarların içten ve dıştan yüzeyleri sıvalı ve boyalıdır. Mekanın üzeri, dört adet çelik makas ile desteklenmiş ve ahşap kaplamalı beşik  çatı ile örtülmüştür (Fotoğraf 1). Binanın dört tarafında genişliği yaklaşık 100 cm’lik saçak dönmektedir.

Binanın tavanını oluşturacak herhangi bir döşeme bulunmadığından, salon içerisinden bakıldığında çatının alt kısmı görülmektedir. Restorasyona alınmadan önceki tarihe kadar da bu şekilde kalmıştır.

Bina ilk inşa edildiğinde, zemin döşemesinin farklı olma durumu olsa da, 1980’lerden sonra masif ahşap parke kaplı olduğu bilinmektedir.

salon-04
2010 yılı restorasyon öncesi salonun durumu (fotoğraf Gülhan Benli)

BİNANIN CEPHE ÖZELLİKLERİ

Bina cephe özellikleri bakımından kendi döneminin resmi yapılarının mimari çizgisindedir. Cephelerin konturunu oluşturan kenar silmeleri ile Darüşşafaka Lise Binası’nın cephesi ile paralellik gösterir. Pencereleri ise lise binasından farklı karakterde ve formdadır.  Pencerelerin sıva ile yapılmış olan söveleri, cephe yüzeyinden 4-5 cm içeridedir. Binanın pencerelerinin tamamı sivri kemerli, ahşap doğramalı ve demir parmaklıklıdır. Pencereler, rölöve tarihi olan 2009 yılından önce tamirat ve boya işlemi görse de, o döneme kadar özgün boyut ve malzemesi ile gelmiştir. Binanın güney cephesinde üst kotta bulunan pencerelerin 1 numaralı fotoğraftan da takip edilebileceği gibi, tamamı içten duvar örülerek kapatılmıştır (Fotoğraf 1). Dört cephesinde de bulunan büyük ölçüdeki pencereler ile salonun tamamı oldukça iyi aydınlandığı görülebilmektedir.

RESTİTÜSYONA (BİNANIN ÖZGÜN MİMARİSİNE) DAİR BİR GÖRÜŞ

Kuzey cephesinde özgün durumunda ana giriş kapısı olarak kullanılan fakat sonradan kapatılmış olan kemerli kapının izi bu cephenin tam ortasında kuzey cephesi fotoğrafından da  izlenebilmektedir. Binanın özgün durumunda giriş kapısı olarak çit kanatlı, tablalı ahşap kapı olduğu düşünülmektedir. Binanın iç zemin kotunun dıştaki toprak hizasına göre yüksekte olduğundan bina girişinde iki adet mermer basamak olduğu varsayımı, cepheden çıkıntı yapan bir mermer parçasına dayandırılmaktadır .

Sonraları bu ana giriş kapısının tuğla duvar ile doldurularak, doğu cephesinden bir pencerenin kapıya dönüştürüldüğü ve ayrıca bu girişe bir de rüzgarlık eklendiği düşünülmektedir.

Kuzey cephesinin 2009 yılındaki durumu (fotoğraf Gülhan Benli)
Kuzey cephesinin 2009 yılındaki durumu. Kapatılan ortadaki orijinal kapı yeri belli oluyor. (fotoğraf Gülhan Benli)

TEMMUZ 2015 TARİHİ İTİBARİYLE JİMNASTİK SALONUNUN DURUMU

Darüşşafaka’nın tarihi okul binası ile jimnastik salonu tescilli eser olduğundan eski eser projeleri (rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri) İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bimtaş A.Ş. bünyesinde 2009 yılında hazırlanmıştır. İstanbul İl Özel İdaresi tarafından yapım ihalesine çıkılan tarihi yapıların restorasyon uygulaması özel bir firmanın uhdesinde kalmak suretiyle, 2015 Temmuz tarihi itibariyle devam etmektedir. Tarihi binanın kuzeyinde kalan konferans salonu ve kütüphane işlevi verilmesi düşünülen jimnastik salonunun iç yapı işleri İstanbul Ticaret Odası tarafından üstlenilmiştir. 

KAYNAKLAR

  • H.Kemali Söylemezoğlu, “Darüşşafaka Binasının Tarihi Üzerine”, Arkitekt, 1976, sayı 03(363), s.134-135.
  • Darüşşafaka Tarihi 1863-1998, Darüşşafaka Cemiyeti yayını, 1998.
  • Gülhan Benli, Darüşşafaka Lisesi spor salonu Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon yayınlanmamış proje raporu, İ.B.B. Bimtaş, 2009.
  • İstanbul Atatürk Kütüphanesi eski haritalar koleksiyonu.

 

ök/fa/kk Kasım 2015