Metin Türen: Bu yaz Amerika’ya giderim

Metin Türen: Bu yaz Amerika’ya giderim

2314
0
PAYLAŞ

Oyuncularla söyleşi ve portre yapmak en zoru… Adeta tam saha pres yapıp köşeye sıkıştırmak ve topu (zamanını) kapmak gerekiyor. Yoğun maç ve antrenman temposu, odaklanmalarının başka yönlerde olması nedeniyle süreç uzuyor. Ama sonunda bitiriyoruz. Avrupa Basketbol Şampiyonasında 2011’de Genç Milli Takımımızla (U18) bronz, 2014’te Ümit Milli Takımımızla (U20) altın madalya kazanma başarısı gösteren başarılı oyuncumuz Metin Türen ile yaptığımız portreyi esas olarak  İsmet Acar’a borçluyuz. O Yozgat’ta görev yapan bir öğretmen. Spora ve özellikle basketbola ilgisinin bir profesyonel yetkinlik düzeyinde olduğunu hayret ve memnuniyetle fark edince işbirliği yapmaya başladık. İsmet 1990 sonrasında doğmuş ve ülke basketbolunun önümüzdeki yıllarına damga vurması beklenen oyuncularla söyleşi yaparak internet sitelerindeki sayfalarda yayınlıyor.  Darüşşafaka’da yetişmiş ya da oynayan gençlerle de yapmak istedi (Metin ve Doğuş bu kategoriye giriyor) ve buradan işbirliğimiz doğdu. Metin Türen’i böylece ikili sıkıştırma ile marke edip sonucu aldık 🙂

(İsmet Acar’ın çalışmaları için bkz : http://ismetlebolbasket.blogspot.com.tr/p/ismet-acar-kimdir.html). 

Çocukluk yıllarından

İlkokul takımındayken
İlkokul takımındayken

2 Mayıs 1994’de İstanbul Göztepe’de doğdum. Abim ve ablam var, üç kardeşiz. Abimin bir,  ablamın iki çocuğu var, yani ben hem amca hem dayıyım; çok genç yaşta bu sıfatlara sahip oldum 🙂  6 yaşında dayı, 11 yaşında da amca oldum.

İlk öğretimimi Pendik Kılıçaslan okulunda tamamladım. 8 sene boyunca orada okudum ve gerçekten çok ama çok güzel zamanlar geçirdim. Sekiz yıl boyunca hep derslerim iyiydi. İlkokulda unutamadığım anılara gelirsek; ikinci sınıfa gidiyordum, sene sonunda sınıf gösterimiz vardı. Öğretmenimiz herkese bir şiir veya makale vermişti, herkes sırayla çıkıp okuyacaktı. Ben de şiir okuyacaktım ve gayet iyi çalışıp ezberlemiştim ama ne yazık ki sahneye çıktığımda heyecandan her şeyi unutmuştum ve birinci satırdan sonrasını hatırlamıyordum. Şiirimi okuyamadan sahneden inmiştim… tabii ki bunun cezası annem tarafından verilmişti 🙂

Basketbolu bırakmak üzereyken Darüşşafaka ile hayat buldum

Pendik’te ilkokulda okurken sürekli voleybol ve basketbol antrenörleri gelip uzun boylu oyuncuları seçerlerdi. Bir gün –  dört veya beşinci sınıftayken – Fenerbahçe Spor Kulübünden gelmişlerdi. Boyumun uzun olması sebebiyle beni seçerek basketbola başlamamı istediler. Ailem de destek olunca Fenerbahçe’nin Pendik şubesinde basketbola başladım. Daha sonra seçmelerde elendim. Bu sefer de ‘Efes ile ilk adım’ seçmelerinde Leyla Çalışkan beni beğenmiş ve Efes’in altyapısına girdim. Yıldız takım seçmelerinde beni elediler ve benimle devam etmeyeceklerini söylediler. O saatten sonra basketbolu bırakmayı düşünmüştüm. Basketbolu bıraktım derken – tam da liseye giriş sınavlarına denk geliyordu – Fenerbahçe spor okulundan antrenörüm  Kemal Vatan abi bana bir kolejde burs ayarladığını ve aynı zamanda okul takımında oynayacağımı söyledi. Kolej takımında çok iyi iki sezon geçirdim. Yaz tatilindeydim, Darüşşafaka’dan arayıp hemen ertesi gün idmana gelmemi istediler. Tatili bırakıp Darrüşafaka’ya gittim ve kariyerim Darüşşafa ile başlamış oldu. Altıncı senem Darüşşafaka’da.

Fenerbahçe'de ikwn İmza vermeye gelen sporcular: Umut Yenice(Solda), Erkan Veyseloğlu(Sağda)
Fenerbahçe’deyken imza vermeye gelen sporcular: Umut Yenice (solda), Erkan Veyseloğlu (sağda)

Darüşşafaka’da antrenörlük yapan Özhan Çıvgın beni aramıştı. Hemen ertesi gün idmana gelmemi istedi. Ben de idmana gittim. Böylelikle Daçka kariyerim başlamış oldu. Antrenörümüz Sertan Çakırer’di. O sene benimle çok ilgilendi ve bana çok özgüven verdi. Bu da basketboluma yansıdı ve çok iyi bir sezon geçirdim. İlk A takım antrenmanına genç takımdayken çıktım. O sıralar Darüşşafaka’nın ikinci lige düştüğü ilk seneydi. O sezon antrenör Candan Tekin’di. Bir sonraki sezon antrenör olarak Aziz Bekir geldi. 17 yaşında beni kadroya aldı ve süre verdi. Aziz abinin bende emeği çok büyüktür. Her gün beraber çalışıp bana farklı farklı şeyler öğretiyordu. Gelişmemde çok büyük katkısı oldu. Aziz abiyle geçirdiğimiz ikinci sezonda, çeyrek finalde Giresun’a elenip sezonu kapatmıştık. Ondan sonraki yaz döneminde Daçka ve Doğuş güçlerini birleştirdiler. Çok büyük bir organizasyon ve benim için de çok büyük bir şanstı. Benim en büyük şansım geldikleri ilk sezonda kadroda yer bulup önemli süreler almamdı. O sezon antrenörümüz Orhun Ene’ydi. Benimle çok ilgilendi ve bana önemli süreler verdi. Orhun abiden de çok şey öğrendim, bir antrenörden çok abi-kardeş ilişkimiz vardı. Orhun abinin de üzerimde emeği çoktur. Darüşşafaka Doğuş Basketbol’un benim için en önemli artılarından bir tanesi benim de hedefim olan Euroligde yer almak istemeleri. Hedefim olan Euroligde Darüşşafaka Doğuş formasıyla oynarsam çok daha farklı duygulara sahip olacağım.

Basketbol dışında hayat için zaman pek yok

Haliç Üniversitesinde spor yöneticiliği bölümü okuyordum fakat yoğun çalışmam içerisinde düzenli olarak devam edemediğim için bursum kesildi. Seneye tekrar sınavlara girmeyi ve spor akademisinde okumayı düşünüyorum. Çok fazla vakit bulamıyorum özel ilgilerimi gerçekleştirmek için. Bugün uzun zaman sonra ilk kez boştum, ablam ve yeğenlerimle kahvaltıya gittim. İdmanlar ve yoğun programımızdan dolayı çok vaktim olmuyor ama boş zamanım olduğunda ailem ve kız arkadaşımla vakit geçirmeye çalışıyorum.

Fizik için ABD’ye gideceğim

Herkesin ortak görüşü, en büyük eksikliğim fiziksel dezavantajım. Beş sene boyunca yazları hep milli takımla olduğum için kendime özel çalışma zamanım hiç olmadı ve fiziksel açıdan biraz eksik kaldım. Bu yönümü geliştirmek için çalışmalarım sürüyor. Yazın bir buçuk aylığına Amerika’ya özel bir kampa gideceğim. Eksiklerim doğrultusunda çalışıp ülkeme geri döneceğim. Ama ekstra çalışmalarıma da devam ediyorum.

Unutulmayan anlar…

metin-turen-03
Avrupa U20 şampiyonluğu sevinci, 2014.

2010 yıldızlar Avrupa şampiyonasında oynadığımız çeyrek finaldeki Sırbistan maçını son saniye basketiyle kazanmıştık. Aynı sene A milli takımımız Dünya Şampiyonasında yarı finalde son saniye basketiyle yenmişti… Geçen sene lige çıktığımız Giresun maçı gerçekten benim için çok anlamlı ve özeldi çünkü hem beş sene boyunca formasını giydiğim Darüşşafaka Birinci Lige çıkmıştı, hem de önceki sezon play offlarda kaybettiğimiz Giresun’u yenip lige çıkmıştık…  Ve yine geçen seneki Avrupa Şampiyonluğunu unutamam çünkü beş kere Avrupa Şampiyonası oynadım, her zaman son gün son maçı oynamayı hayal etmiştim ve bu sene son şansımdı… Şampiyon olduğumuz andaki duygularımı anlatmak mümkün değil, gerçekten inanılmazdı…

Hayalim Dünya şampiyonluğu

Benim için milli takım düzeyinde kazanılan şampiyonluklar her zaman daha değerli olmuştur. En büyük hayalim Dünya şampiyonluğu kazanmak ve ben bu jenerasyonun Dünya şampiyonluğuna ulaşabileceğine inanıyorum.

Genç yıldızlarımız, bu yaz yapılacak Gençler (U18) ve Ümitler (U20) Avrupa Basketbol Şampiyonalarının ikisine de son şampiyon unvanıyla katılıyorlar. 2019 Basketbol Dünya Kupası ve 2020 Olimpiyatlarına büyük çoğunluğu bu oyunculardan oluşan bir kadroyla gideceğiz, ancak önemli olan şu; o zamana kadar kendimizi ne kadar geliştirebileceğiz? Avrupa’da tüm takımları yenebileceğimizi gösterdik. Ekol denilen Sırpları, İspanyolları, Hırvatları devirdik. Dünya şampiyonasında Amerikalıların tek avantajları fizikleri olabilir ama biz de kendimizi geliştirmeye devam edersek dünya kupasında ya da olimpiyatlarda şampiyonluk neden olmasın?

Antrenör çok önemli

metin-turen-05
Şampiyonluklar yaşamak güzel. Üstte Milli Takımla Avrupa Şampiyonluğu (2015), altta Darüşşafaka ile Türkiye2. Lig Şampiyonluğu (2014).

Metin 2012’de Darüşşafaka ile İkinci Ligde mücadele ederken ligin ilk maçında 29 sayı, 8 ribaund üreterek sezona harika bir başlangıç yapmış ve çok iyi bir sezon geçirmişti. 2013-14 sezonunda da takımın Birinci Lige çıkmasında büyük rol oynadı. Bunların ardından geçen yaz Ümit Milli takımımızla (U20) Avrupa Basketbol Şampiyonasında çok iyi performanslar sergiledi. Bu sezonda aldığı sürenin azalması için düşüncelerini şöyle özetliyor: 2012 yılında antrenörümün benle birebir ilgisi ve güveni benim çok iyi bir sezon geçirmemi sağlamıştı. Geçen sene de Orhun hoca bana güvendi ve Nedim abi sakatlandığında transfer yapmayarak beni oynattı. Bana duyulan güveni boşa çıkarmadığımı düşünüyorum. Bu sene 1. lige yükseldik ve takımımızın hedefleri çok büyük. Bu yönde bir kadro kurduk. Çok çalışıp ilerleyen zamanlarda formayı daha uzun sürelerle alacağımı düşünüyorum.

2009/2010 sezonunda veda ettiğimiz 1. lige bu sezon (2014 – 15) geri döndük ve daha ilk senemizde zirveye oynadık. Bu Darüşşafaka’nın basketbol kültürünü yansıtıyor biraz da. Daçka 100. yılını kutlayan büyük bir kulüp. Çok iyi bir kadroya ve koça sahibiz. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı ve bunlar olunca da başarı geliyor.

Oktay Mahmuti’nin çalıştırdığı takımlar çok güçlü takım savunmalarına sahip olmasıyla tanınır. Bu sene de Darüşşafaka ligin en az sayı yiyen takımı. Dolayısıyla Oktay Hoca  gibi çok disiplinli, kuralları olan bir hocayla çalışmak müthiş. Muhteşem bir kariyere sahip. Biz de onun tavsiyeleri doğrultusunda saha içinde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bana tavsiyeleri oluyor tabii ama en önemlisi saha içinde beni çok rahat bırakıyor, attığım şutlara karışmıyor. Hücumda yaptığım hatalara bir şey demiyor ama savunmada yaptığım hatalarda uyarılarda bulunuyor. Hücumda özgüvenimi sağlıyor, savunmada eksiklerimi öğretiyor.

Yıldızlar da çok şey katıyor

Kariyerinde NBA şampiyonluğu yaşaymış Farmar, Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin formalarını terletmiş Renaldas Seibutis, Jamon Gordon gibi gerçekten çok büyük oyuncularla aynı takımda yer almak çok güzel. Sürekli birlikte oynama fırsatı buluyoruz, idmanlarda bire bir çalışmalarımız oluyor. Farmar bana nasıl oynamam gerektiğini, nerede ne yapmam gerektiğini anlatıyor. Onlardan çok şeyler öğreniyorum. Kariyer tabii çok önemli ama bana verilen tavsiye benim oyunuma katkı sağlayacaksa kendimden küçükleri de dinlerim. Doğuş gelip, ‘kardeşim bunu böyle yap,’ dese ben onu da dinlerim. Takım içinde herkesten almaya çalıştığım şeyler var.

Troy bu yıl MVP

Troy DeVries
Troy DeVries

Bana göre, Türkiye Basketbol Liginde en iyi oyuncu şu ana kadar gösterdiği performansla Troy DeVries. Bu sezonun sürpriz olarak nitelendirilebilecek takımı Torku Konyaspor ve onlarda şu ana kadar öne çıkan Troy DeVries ismi benim için sezonun en iyi oyuncusu. Kazanılan maçların hepsinde bire bir etki yaptı. Diğer takımlarda oyuncular rolleri paylaşıyorlar ama Torku Konya’da böyle bir durum söz konusu değil. Konya play off potasını sonuna kadar zorladıysa bunun en büyük mimarı kesinlikle Troy DeVries.

İlerleyen zamanlarda karşılaşmak için sabırsızlandığım oyuncu… yetişir miyim bilmiyorum ama ben Dirk Nowitzki ile karşılıklı oynamayı çok isterim. İdolüm olarak gördüğüm harika bir oyuncu. Bir de Ersan İlyasova ile oynamayı çok istiyorum. Bundan 5-6 sene önce milli takımdayken bana çoraplarını vermişti, hâlâ saklıyorum. Ersan İlyasova benim için çok özel bir oyuncu. Onunla karşılaşmayı gerçekten çok istiyorum.

Futbol

Küçükken futbolu çok seviyordum. Mahalle maçlarında, halı sahada sürekli futbol oynardım. Okula basketbol seçmelerine gelip uzun boylu olduğum için beni basketbola seçtiklerinden sonra bu spora yöneldim. O zamana kadar basketbol topunu elime almamıştım.  Basketboldan sonra en sevdiğim spor hâlâ futbol. Bu sporda en beğendiğim oyuncu Ronaldo. Messi’nin oyunu çok başka çünkü o tam bir yetenek ama Ronaldo’nun çalışarak bu seviyeye geldiğini düşünüyorum ve Ronaldo diyorum. Takım olarak da Real Madrid.

Real Madrid ve NBA hayalim

Türkiye Basketbol Liginde İstanbul dışında bir kulüpte oynamak isteyeceğim kulüp derseniz benim için şehir ismi önemli değil derim. Nerede mutlu olacaksam, nerede benim için uygun şartlar varsa, nerede süre alacaksam, nerede kendimi geliştirmeye devam edeceksem, nerede takımıma katkı vereceksem orada oynarım. Bu şartlar oluştuğunda benim için İstanbul da aynıdır, Uşak da aynıdır, Gaziantep de…

Şu anda gerçekçi olmak gerekirse NBA ve Euroleague benim için çok uzak hedefler. Öncelikle fiziksel açıdan kendimi çok geliştirmem gerektiğinin farkındayım. Dediğim gibi yazın Amerika’da bir kampa katılacağım ve çok çalışmaya devam edeceğim. İki yıl sonra daha net düşünebilirim. Ama ben Real Madrid’de forma giyip Euroleague tecrübesi yaşamayı ve her oyuncunun hayali gibi NBA’e giderek ülkemi gururla temsil etmeyi çok istiyorum.

ök/fa Mayıs 2015

Yorum yok

YORUM YAZIN

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.