Ana Portreler Sean Green : Bu asil bir davaydı

Sean Green : Bu asil bir davaydı

1554
0
PAYLAŞ

seangreen-07

Altyapıdan A takımınayükselmiş sekiz veya dokuz oyuncunun yanına bir deneyimli

Darüşşafaka 1998-1999 sezonuna, geçmiş yıllardan birbirini tanıyan bir kadro yapısıyla başlıyordu. Kadro sistemi şu şekilde oluşturulmuştu: altyapıdan A takımına  yükselmiş sekiz veya dokuz oyuncunun yanına bir deneyimli yerli oyuncu ve birkaç  deneyimli yabancı oyuncu.

1996-1997 sezonuyla birlikte başlayan bu sistem gitgide olgunlaştı. 1998 yılının yaz aylarında takımın yıldız isimlerinden William Lamont Strothers takımdan ayrıldı. Diğer bir yıldız isim Michael Ansley takımda kaldı. Bu arada kadroda yabancı oyuncu bulundurma hakkı da ikiden üçe çıkmıştı. Darüşşafaka Ansley’in yanına iki transfer yaptı. Bir tanesi pota altı için uzun bir oyuncuydu: Olexandr Okunskyy. Diğeri de Strothers’ın boşluğunu dolduracak skorer bir oyuncu: Sean Green.

Sean Green Darüşşafaka’da iki sezon kaldı. Gençlerden kurulu Darüşşafaka takımında önemli bir rol üstlendi. Michael Ansley ile birlikte iyi bir uyum yakaladılar ve Darüşşafaka’nın hem ligde hem de Avrupa’da aldığı başarılı sonuçlarda pay sahibi oldu. Kariyeri boyunca bir çok takımda oynayan Sean Green gerçek bir NBA oyuncusu aynı zamanda. 1991-1994 yılları arasında NBA’de Indiana, Philedelphia ve Utah Jazz formalarını giydi.

Darüşşafaka Spor Kulübü’nün tarihini ele alırken kendisiyle internet üzerinden iletişim kurma şansımız oldu. Darüşşafaka’yı, basketbola ilk başladığ zamanları ve bu sıralarda neler yaptığını sorduk.

Avrupa kıtasında İtalya ve Türkiye basketbolu benim favorilerim arasındadır.

Bize vakit ayırdığın için teşekkür ederiz. Darüşşafaka’yla ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Senin de söyleyeceklerinin olabileceğini düşündük. İlk olarak, Darüşşafaka’ya transferin nasıl gerçekleşti bunu sormak isteriz.

Benimle iletişim kurduğunuz için ben teşekkür ederim. Darüşşafaka’ya gelmeden önce Avrupa’da İtalya’da oynamıştım. Avrupa basketboluna bir süreliğine ara vermek istedim. Güney Amerika’da iyi bir deneyim yaşayabileceğimi düşündüm ve Porto Riko’ya transfer oldum. Orada bir yıl kadar basketbol oynadım. Ardından menajerlik ajansım Türkiye’de oynamak isteyip istemeyeceğimi sordu. Açıkçası ilk başta biraz soğuk yaklaştım bu fikre. Avrupa’da oynamıştım ama Avrupa’nın doğusuna geçmemiştim. Ancak zaman geçtikçe bunun iyi bir deneyim olabileceğini düşündüm ve teklifi kabul ettim. İyi ki de kabul etmişim. Türkiye’de oynamaktan büyük keyif aldım. Türkiye’de oyuncuların fizik kalitesi benim çok hoşuma gitti. Fizik kaliteden ve oyuncuların yeteneklerinden elde edilen iyi bir karışım vardı. Bugün baktığımda Avrupa kıtasında İtalya ve Türkiye basketbolu benim favorilerim arasındadır.

seangreen-08
Litvanya’da bir Koraç Kupası deplasmanı… Oldukça zorlu bir yolculuktan sonra, uçaktan inerken görüntülenen Darüşşafakalı teknik heyet ve oyuncuların bu yolculukları Litvanya basını tarafından ilgi görüyor. Sean Green fotoğrafta yer alan oyuncular arasında.

Biliyorsun Darüşşafaka, annesi ve/veya babası olmayan çocuklara eğitim imkanı veren bir okul. Basketbol takımının da kökleri bu okulda yer alıyor. Böyle bir misyonu olan takımda yer almak nasıl bir duyguydu?

Bu asil bir davaydı. Bu davayı temsil eden bir organizasyonda/takımda yer almak büyük bir onurdu. Sadece kendimizi değil bütün çocukları temsil ettiğimizi düşünüyorduk ve ona göre yaşıyorduk. Her maçta kendimizi %110 maça vermek daha kolay oluyordu. Her kazandığımızda onları da mutlu edeceğimizi biliyorduk. Yorgunluğumuz mutluluğa dönüşüyordu. Onlarla okulda vakit geçirme şansı da buluyorduk ve bunu da çok seviyordum. Özellikle antrenmanlarda ve maçlarda çocuklarla karşılaşabiliyorduk. Mesela antrenmanlardan sonra onlarla şakalaşıyorduk ve onların yüzlerindeki büyük bir gülümseme bütün sıkıntılarımızı süpürüp atıyordu. Bu bir basketbolcu için büyük bir nimetti.

seangreen-03
1998’in yaz aylarındaki kampta takım yemeği

O yıl takımımız hayranlık uyandırıcıydı.

Takım arkadaşların ve çalıştığın antrenörlerden söz eder misin? Biz Darüşşafaka takımında her zaman güzel bir arkadaşlık olduğunu biliyoruz. Sen neler söylersin?

Türkiye’de geçirdiğim ilk yılda koç Cihansever Yeşildağ’dı. Çok eğlenceli biriydi. Kötü oynadığımızda bağırıyordu, azarlıyordu. Ama iyi bir koçun da yapması gereken zaten budur. Onun ayrılmasına çok üzülmüştüm. O yıl takımımız hayranlık uyandırıcıydı. Birbirimize kenetlenmiştik. Çok yakındık. O kadar güzel vakit geçirdik ki birlikte bunu anlatmak imkansız. Çok iyi çalışmalar yaptık. Saha içinde ve saha dışında hep birlikteydik. Çok yoğun çalışıyorduk ama birlikte boş vakitlerimiz de oluyordu. Çok iyi kamplar yaptık. O dönemdeki en yakın arkadaşlarım Gökhan Sunter ve Ömer Kahyaoğlu’ydu. Çok yetenekli genç oyunculardı. Takımın altyapısından geliyorlardı. Kulübün bizim için tuttuğu evde de birlikte kaldığımız zamanlar oldu. Ben de onlara deneyimlerimi aktarmaya çalışıyordum. O günler benim için unutulmazdı.

seangreen-01
Bir idman sonrasında Darüşşafakalı öğrencilerle basketbolcuların buluşmasından bir kare. Sean Green’e ve takımın diğer oyuncularına öğrenciler çiçek veriyor.

Türkiye’de yaşamak ve oynamak Avrupa’daki tüm deneyimlerimin üstündedir.

Tam da onu soracaktık, unutamadığın bir maç veya unutamadığın bir performansın var mı?

Türkiye’deki bütün deneyimim benim en sevdiğim anlarımın bir parçası olacak. Türkiye’deki bütün deneyimim bunu hak ediyor. Bence bu, Darüşşafaka ve takım arkadaşlarımla ilgilidir. Onların olması her şeyi güzel kılıyordu. Bu nedenle de bütün zaferlerimiz benim için çok önemlidir. Ancak yine de Koraç Kupası ve Saporta Kupası maçlarında oynamayı çok seviyordum diyebilirim. Darüşşafaka’yla o kupalarda çok iyi performanslar gösterdik. Üst turlara çıktık. Genç bir takımdık ve genç bir takımın yapması gerektiği gibi çok iyi mücadele gösteriyorduk. Türkiye’de yaşamak ve oynamak Avrupa’daki tüm deneyimlerimin üstündedir. İstanbul da inanılmaz bir şehir. Sahadaki zamanlar da ayrıca çok güzeldi.

seangreen-02
1998-1999 sezonundan bir Efes Pilsen maçı. Darüşşafaka bu maçta galip geliyor.

Darüşşafaka’dan ayrılışın nasıl oldu? Ayrıldıktan sonra neler yaptın?

Bazen nasıl başladıysa öyle biter. İki sezonda gerçekten çok iyi şeyler yaptık. Çok iyi maçlar çıkardık. İki yılın sonunda ayrılmak durumunda kaldım. Farklı deneyimler yaşadım. Türkiye’den sonra da Avrupa basketbolunun içinde kaldım. Fransa’da iki farklı takımda oynadım.

Şimdilerde neler yapıyorsun, basketbolu takip edebiliyor musun?

Basketboldan kopmuş değilim. New York’da kurucusu olduğum bir spor okulum  var. Burada sporcu yetişmesine olanak sağlıyoruz. Hem bireysel anlamda hem de takım sporlarında oyuncuların sürekli gelişme kaydetmesi gerekiyor. Burada deneyimlerimi aktarıyorum. Genç basketbolcularla birlikte olmak çok keyifli. Basketbolu bıraktıktan sonra antrenörlük de yaptım. Genç sporculara bir şeyler öğretebilmeyi seviyorum.

gkd/ök/kk

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.