Turnikenin Kralı Necati Güler

Turnikenin Kralı Necati Güler

2600
0
PAYLAŞ
Mudanya’da yaşayan Bülent Ünal abimizden Necati Güler :
Lakabı “Tarzan”dı. Bu lakap kendisine sadece Manisalı olduğu için “Manisa Tarzanı”ndan esinlenerek verilmemiştir. Necati güçlü fiziği, patlayıcı hızı, inatçı oyun tarzı ile bu namı almıştır. Lise ikinci sınıfta iken ortaokul basketbol antrenörlüğünü yaparak ortaokul takımını şampiyon yapmıştır.
Kulüp A takımında alan savunmasının önünde ikimiz oynardık. Ben solda, Necati sağda…
Savunmanın dışında, Necatinin bir görevi de fast-breaklere koşmaktı. Bunu da hakkıyla yapardı.

Salihli

Yoksulluğun tek çıkış yolunun iyi bir eğitimden geçtiğine daha o yıllarda inanmıştım

16 Mart 1945 doğumluyum. Beş kardeştik, şu anda hayatta kalan tek ben varım. İlkokul öğrenimimi Salihli Namık Kemal İlkokulu’nda tamamladım. Her Darüşşafakalı gibi imkanları çok çok kısıtlı bir ailenin çocuğuyum.

1956 Kasım ayında babam vefat etti. Yoksulluktan tek çıkış yolunun iyi bir eğitimden geçtiğine daha o yıllarda inanmıştım. Ancak, mesele; bu imkanı kendime yaratabilecek miydim, şans benim de kapımı çalacak mıydı yoksa hayatın acımazsızlığı içerisinde kaybolup gidecek miydim?

Darüşşafaka = kurtuluş

necati-guler-11
Ayakta : Yıldırım Türkmenoğulları. Oturanlar : Necati Güler, Mehmet Zengel.

Bir asker hayranı olan annem beni Konya Astsubay askeri okuluna göndermek istiyordu. Benim gönlümde ise pilot veya mühendis olmak yatıyordu. Babamın ani vefatı ve tam ilkokuldan mezun olacağım yıla rastlaması beni geleceğimle ilgili karmaşık duygulara gark etmişti. Bir bahar akşamı komşumuzun lise mezunu kızının gazeteden kesip getirdiği küçücük bir ilan hayatımın tüm akışını değiştiren bir haber, bir olay oluverdi. Darüşşafaka 1957-1958 öğretim yılı için imtihanla ilkokul mezunu, o günlerin tabiriyle leyli meccani (parasız yatılı) öğrenciler alacaktı. Darüşşafaka? Nasıl bir okuldu bu? Hayallerimi gerçekleştirebileceğim bir yer miydi burası? O güne kadar adını dahi duymamıştım. Bu gibi sorularla kafam çok karışmıştı. Çevremde bu okul hakkında bilgi alabileceğim tek bir kişi dahi bulamamıştım. Bu nedenlerle habere çok fazla sevinememiştim o günler. Bunun hayatımda bir dönüm noktası, kapımı çalan bir şans olabileceğini algılayamamıştım. Çaresizlik içinde okula müracaat edip imtihanlarına girdim ve kabul edildim. İstanbul’a yabancı, okula yabancı – ilk yılım büyük bir üzüntü ve aile hasreti ile geçti. Ancak zamanla bu yuvayı tanıdıkça, tarihini öğrendikçe ve çevremden bu okulun öğrencisi olmamdan dolayı övgüler aldıkça kendime olan güvenim arttı, doğru karar verdiğimi anladım. İstanbul’a annemle gelişimizi, yaşadığımız sefaletleri, hikayemi uzatmamak adına anlatmayacağım.

Spor

Spor ve Sergi Sarayında her türlü tehlikeyi göze alarak tavan aralarından aşağıdaki tribünlere sızışımız anlatılır gibi değildi.

Okul yıllarım hem sporda hem de derslerimde oldukça başarılı geçti. Zaten başarılı olmadığın yani zayıf not aldığın zaman okul idaresince spordan men cezası veriliyordu ki; böyle bir ceza benim için o günlerde büyük bir yıkım gibi geliyordu. Ne mutlu bana ki, hiçbir zaman böyle bir duruma düşmedim.

Spora ilgim, o yıllarda voleybol sporunun daha popüler ve Darüşşafaka Spor Kulübünün İstanbul birincilikleri kazanan kuvvetli bir takımı olması nedenleriyle voleybol ile başlamıştı. Basketbol sporunu daha önceleri hiç duymamıştım. Ancak, zamanla DSK’de voleybolun yerini basketbolun alması, takımın birincilikler almaya başlaması, milli takımın okuldaki açık sahada antrenmanlara çıkması, Şevket Taşlıca, Yalçın Granit, Mehmet Baturalp, Nedret, Haşim gibi yıldızları tanıdıkça, seyrettikçe benim de ilgim daha çok basketbola kaydı. Darüşşafaka’nın hiç bir maçını kaçırmıyordum. Spor ve Sergi Sarayında her türlü tehlikeyi göze alarak tavan aralarından aşağıdaki tribünlere sızışımız anlatılır gibi değildi. Tabii, bir de müthiş bir maç vardı: Darüşşafaka – Hapoel… Unutulur cinsten değildi. Osman Kermen’in güverte adlı taktiği o tarihlerde dillere destan olmuştu

Hafta sonları Bekar tabir ettiğimiz taşralı arkadaşlarla birlikte elimizde basketbol topu sabahtan akşama kadar durmaksızın oynardık. Bundan da büyük bir keyif alırdık. Parasızlıktan dolayı dışarı çıkamamak dahi koymazdı. Hafta içinde uykumuzdan fedakarlık ederek erken kalkıp sabah teneffüsünden önce  basketbol oynamaya çalışırdık. Okul idaresi buna izin vermezdi ve yakalandığımızda da bazı sıkıntılar yaşardık.

A takıma zorunlu geçiş

Biz birer-ikişer maçları almaya başlamıştık. Ancak, o sene beklenmedik bir olay oldu.

1961-1962 yılında ortaokul takım kaptanlığı yaptım ve o yıllar İstanbul birincisi ve ikincisi olduk. Lise yıllarında lise okul takımı kaptanlığı, ortaokul takım antrenörlüğü ve yıldız takımı oyuncusu olarak faaliyette bulundum. Çalıştırdığım ortaokul takımı İstanbul birincilikleri aldı. Lise takımımız da birincilik ve ikincilikler aldı.

Çok iyi bir yıldız takımı olmuştuk ve İstanbul birincisiydik. 1964 -1965 yılında gençlere geçtiğimizde yıldız takımındaki başarılarımızdan dolayı diğer takımlar bizden çekiniyordu ve takımımıza kesin birinci olacak gözü ile bakılıyordu. Gençlerde biz birer-ikişer maçları almaya başlamıştık ki o sene beklenmedik bir olay oldu; A takımı (Nedret, Haşim, vs.) aniden dağılmıştı. Kulüp çaresizlik içinde bizi (daha gençlerde birinci yılımızın başıydı ve sadece birkaç maç oynayabilmiştik) komple A takımına geçirdi. A takımı bize bir gömlek büyük gelmişti; her ne kadar bir kaç maç almayı başardıysak da bu galibiyetler kümede kalmamıza yetmedi, kıl payı kaçırdık. Son maçımızda kümeden düştüğümüz kesinleştiğinde hepimiz sahada hıçkırıklara boğulmuştuk.

Ligine göre turnike !

Hüseyin Alp karşımda kollarını alabildiğine açmış duruyordu…

Bir A takımı anımı anlatayım: Ben fast-break ve drive yapıp turnike atmayı hem seven hem de bunda başarılı olan bir oyuncuydum. Bunu yıldız ve gençlerde çok sık yapardım. Ancak A takımına geçmiştik, ilk maçlardan biriydi, İTÜ ile oynuyorduk. Ben yine eski alışkanlıkla drive yapıp içeri daldım ve tam kafamı kaldırıp topu potaya koyacaktım ki bir de ne göreyim; rahmetli Hüseyin Alp kollarını alabildiğine açmış karşıma dikilivermişti (o an apartmana toslamış gibi hissettim). Tabii, kendisinden güzel bir blok yiyip dersimi almıştım. O günden sonra A takımı maçlarında oynuyor olmanın idraki içerisinde turnikelerimi daha dikkatli yapmaya başladım…

1964-1965DŞ Basketbol KulüpTakımı
1964-1965 Darüşşafaka Basketbol Kulüp Takımı. Ayakta soldan : Ahmet Akyalçın, Ali, Recai Engüllü, ?, Bülent Ünal. Çömelenler : ?, Necati Güler, Münir Kınay, Kaynak Contepe. Spor Sergi Sarayı.

Komer’in Cadillac’ı yakılınca 

1965 yılında Darüşşafaka’dan mezuniyetten sonra  ODTÜ’de üniversite öğrenimim için İstanbul’dan ayrılıp Ankara’ya gittim. ODTÜ’nün müfredatı o yıllar çok ağırdı. Dolayısıyla basketbolu ancak sınıflar arası maçlarla devam ettirebildim. İki yıl fizik bölümünde okuduktan sonra yüksek bir not ortamasıyla makine mühendisliğine yatay geçiş yaptım. Ancak o yıllar ODTÜ’de öğrenci hareketleri çok fazlaydı. Sol hareketlerin liderlerinden, ABD Büyükelçisi Robert William Komer’in Cadillac arabasının yakılışında rol aldığı söylenen Sinan Cemgil yatakhanede oda arkadaşımdı, kütüphanede birlikte çalışmıştık.  (ayrıntı için bknz : http://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Kommer).

Robert Kolej Mezuniyeti 1970
Robert Kolej Mezuniyeti 1970

Ancak ben kurtuluşumun okumakta olduğunu taa Darüşşafaka’ya başladığım yıllarda kafama koymuş olduğum için o hareketlerin içinde bulunmadım. Bir gün kampüste müthiş bir olaya tanık oldum; barakalar denilen alanda sağ ve sol tandanslı öğrencilerden bir grup ellerinde silahlarla yere yatmışlar, birbirlerine ateş ediyorlar, diğer bir grup ise sopalarla birbirlerine saldırıyorlardı – tam bir savaş meydanı gibiydi. Hemen oracıkta karar verdim; benim ODTÜ’den mezun olmam uzayacaktı. Nitekim o sene ODTÜ eğitime ara verdi. Rahmetli Nazıma Antel’e gidip sıkıntımı anlattım ve Robert Kolej’e transfer olmak istediğimi söyledim. Sağ olsun, onun referansı ve benim yüksek not ortalamam sayesinde 1969 yılında tam burslu olarak Robert Kolej’e transfer oldum ve sömestr kaybı olmadan 1970 yılında mezun oldum. O yıl tekrar Darüşşafaka A takımında oynamaya başladım. Aynı zamanda Robert Kolej’in üniversite takımında da oynayabildim.

Robert Kolej’den mezun olduktan sonra master için Amerika’ya gittim. LSU’dan asistanlık almıştım. Tabii Amerika’ya gidişim de başlı başına bir hikaye. Üniversiteye kabul edildim, ancak ne uçak bileti alacak, ne de oraya gidince kısa bir dönem için idare edecek param vardı. Ayrıca annemle birlikte yaşıyor ve ona da bakıyordum. Bu arada mezuniyetten hemen sonra Termoteknik adlı firmada mühendis olarak çalışmaya başlamıştım. Tesadüfen Darüşşafakalı Ergün Sevil ağabey de orada mali işler sorumlusu olarak çalışıyordu. Benim bu durumumu öğrenince firma sahibi ile görüştü ve firma tarafından hem uçak biletimin alınmasını hem de anneme iki yıla yakın bir zaman her ay para yardımında bulunulmasını sağladı. Ergün abinin bu iyiliğini hiç bir zaman unutamam, kendisini rahmetle anıyorum, nurlar içinde yatsın…

Artık keyif için spor 

1989-1991… Darüşşafaka Spor Kulübü yönetiminde görev aldım.

LSU’da master’ımı tamamladıktan sonra sırasıyla Delta Southern Co, USA ve Dupont De Nemour, Almanya’da çalıştım. 1973 yılında Özdemir Sabancı, Dupont ile gerçekleştireceği projenin başına geçmek üzere beni Almanya’dan Adana’ya transfer etti. Ancak 1974 yılı krizinde bu proje rafa kaldırıldı. 1978 yılına kadar kısa dönem askerliğimi, SASA’da ve MNS’de Makine Enerji Müdürlüğü yaptım. 1978 yılında evlendim. 1980 ve 1987 doğumlu biri kız, diğeri erkek iki çocuğum var. 1978 – 1980 yıllarında Edip İplik, 1980 -1985 yıllarında Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankasında çalıştım. 1985 yılında konfeksiyon imalat ve ihracatı yapan firmamı kurdum. Bugün hala düşük tempoda tekstile devam ediyorum. 1989-1991 (olsa gerek) Darüşşafaka Spor Kulübü yönetiminde görev aldım. İleri yaşlarımda uğraş verdiğim sporlar arasında tenis, kayak ve yelken gelmektedir. Bir çok tenis müsabakalarına ve yelken yarışlarına katıldım. Bu dallarda kupalar aldım. Spor seyircisi olarak beğendiğim oyunculara gelince; futbolda Messi, basketbolda Larry Bird, Magic Johnson, Michael Jordan, Kobe Bryant, teniste Federer gelir.

ök/fa Haziran 2015

Yorum yok

YORUM YAZIN

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.