Ana Portreler Ümit Kıvman : Yasak beni kaleci yaptı

Ümit Kıvman : Yasak beni kaleci yaptı

1632
0
PAYLAŞ

Kıv : “Sürek avında hayvanları ininden çıkarmak için avcıların yaptığı gürültü.” Ümit, soyadının ‘etimolojik’ imasının da söylediği gibi, ismi ile müsemmadır. Okuldayken biz ‘hayvanları’ inimizden çıkarmayı pek iyi başarırdı. İki dakikada herkesi organize ediverirdi. Neşe timsalidir, ‘harekette bereket vardır’ atasözünün en iyi örneğidir. Benim hiç ilgi duymadığım futbolda onun kaleciliğe hayatın yegane anlamı gibi sarılışı, maçı kaleden yönetişi beni şaşırtırdı, insanın sevdiği işe, spora, eyleme böyle sarılması gerekliliğini vurgulardı maçı izleyene. Uzaktan iyi görürdü yapılması gereken manevrayı. Mali atasözüdür: ‘Bizde sanat yoktur çünkü biz her yaptığımızı iyi yaparız.”  Ümit, haliyle, dostlarının sevgi umududur; sevgisini, dostluğunu kayıtsız şartsız ve ayrım gözetmeksizin herkese verir. Bilen bilir, bilmeyen bir tutam mercimek sanır.*

Adem

Ben 165 Ahmet Ümit Kıvman. Okuldaki lakabıyla ‘Adem’. Hamamı çalıştıran ‘Basri Baba’nın aniden sıcak su basması nedeniyle aleme adem olduk, lakap ordan kaldı. 1965 yılında girdim yuvamıza; mezuniyetim her ne kadar 1974’de gerçekleştiyse de, 1973 mezunlarından sayılıyorum.

umit-kivman-01
İlkokul arkadaşlarımla Sultantepe’de; aşağı doğru Paşalimanı. Sol başta güneşten en rahatsız olan benim. 1964.

Tekel işçisi bir ailenin tek çocuğu olarak Üsküdar Sultantepe’de 1953 yılında doğdum. Daçka öncesi yıllarda okulumun başarılı öğrencileri arasında sayılırdım, ama yaramazlık konusunda ondan daha başarılı olduğumu söylerlerdi.

Yukarıdaki fotoğraf 1965 yılında okul bahçesinde çekildi. Ayaktakiler: Ersin Balkan, Ben, Osman Zafer; Oturanlar: Selahattin Ayaz, Nurettin Elhüseyni ve Cem Güleçyüz.
Yukarıdaki fotoğraf 1965 yılında okul bahçesinde çekildi. Ayaktakiler: Ersin Balkan, ben, Osman Zafer; Oturanlar: Selahattin Ayaz, Nurettin Elhüseyni ve Cem Güleçyüz.

Bazen Cumartesi-Pazar cezası da yerdim

Darüşşafaka sınavına katılmama ilkokul müdürüm rahmetli Hikmet Erdem ile sınıf öğretmenim rahmetli Behiye Tengizer  önayak oldular ki bu güzel insanlar yaptığım yaramazlıklardan gerçekten illallah demiş öğretmenlerdi. Çok ceza aldım onlardan ama çok şeyi de onlardan öğrendim. Mekanları cennet olsun.

Daçka’nın ilk yıllarında yaramazlık aynen sürdü. Bunun en önemli göstergesi neredeyse her hafta sonu en az Cumartesi 5’e kadar cezalı olmamdır. Bazen Cumartesi-Pazar cezası da yerdim. Orta ikiden itibaren durulmaya başladığımı hatırlıyorum, çünkü cezalar azalmıştı.

Ayten Çoker

Sınıfın ortalama öğrencilerinden oldum hep. Sosyal derslerde daha iyi notlar aldığımı söyleyebilirim. Beni ilk etkileyen hocamız rahmetli Ayten Çoker oldu. Sosyalleşmemin en büyük etkeni Ayten hanımdır. Üzerimde emeği olan müdür yardımcıları rahmetli Ayhan Kurtoğlu ile hayatta olan Taşkut Adanır hocalarımı da anmadan geçemem.

Yukarıdaki fotoğraf Ayhan Kurtoğlu hocanın doğum gününde Moda’da çekildi. Sol arkada Beşir Özmen ile Nurettin Elhüseyni ve ben.
Ayhan Kurtoğlu Hoca sağda. Solda ben, Nurettin Elhüseyni ve arka masada Beşir Özmen. Daha da arkada Zerrin Kürkçüoğlu öğretmen seçiliyor zar zor. Öğretmenler günü vesilesiyle bir toplanma olmalı. Resmin mekanı ve tarihi konusunda rivayet muhtelif. Beşir “sigarayı 2003’de bıraktım, dolayısıyla bu resim 2003 öncesinde olmalı” derken, Nurettin “saçıma, gözlüğüme ve kıyafetime bakılırsa daha da önceye gidebilir” diyor. Kesin bilenlerimizin yardımıyla düzeltebiliriz.

eğitim kadrosunun gerçekten üst düzeyde olduğuna inanıyor ve kendimi şanslı sayıyorum

Benim okulda olduğum yıllardaki eğitim kadrosunun gerçekten üst düzeyde olduğuna inanıyor ve kendimi şanslı sayıyorum. Bize verdikleri eğitim kalitesi yönünden haddimi aşmadan bir değerleme yaparsam rahmetli Semiha Karacabey, Meliha Alagöz, Tahir Sevenay, Muzaffer Tarhan, Ruhi Sarıalp ile hayatta olan Mahir Ünlü hocalarımdan öğretimin yanı sıra iyi bir eğitim de aldığımı düşünüyorum. Genç hocalarımdan Yusuf Çotuksöken’in de adını burada anmak isterim.

Bu açıklamamdan diğer hocalarımı sevmediğim sonucu çıkarılmasın lütfen. Hepsinin üzerimdeki emeğini saygılarımla taşıyorum. Hepsine müteşekkirim. Yalnız bir kişi var ki; inanılmaz kini nedeniyle okuldan bir yıl gecikmeli mezun olmama neden olan rahmetli Vehbi Güney bu kişiler arasında saymayacağım tek kişidir. Onun bana yaptığını hak etmediğime inanıyorum.

spora atletizmle başladım

Ben okulda spora atletizm branşında başladım. Okul kros takımına seçilerek yarışlara katıldım. Orta iki öğrencisiyken katıldığım 800 m. yarışında bir sınıf büyüğüm rahmetli Doğu Höyük ile Fethi Pirlepeli’nin ardından üçüncü olmuştum. Bu madalyamı hâlâ saklarım.

yukarıdaki fotoğraf 1971’de büyük teneffüste yaptığımız bir maçta çekilmiştir.
Büyük teneffüste yaptığımız bir maçta kurtarışa hazırım. 1971

Bu arada basketbol, voleybol, masa tenisi ve eskrim sporlarını da yaptım kendimce. Ama asıl severek yaptığım spor hep futbol oldu. Bir kaleci için yetersiz görünen fiziğime rağmen o yılları birlikte yaşadığım arkadaşlarım iyi kaleci olduğumu söyleyerek beni hep teşvik etmişlerdir. Kaleciliği seçmemin en önemli itici gücü, gençlik yıllarında Üsküdar Anadolu Kulübünün kalecisi olan rahmetli babamın bana kaleciliği yasaklaması olmuştur.

Mehmet Erişkin

Lise 1’e başladığım yıl çok iyi bir futbol takımımız vardı. 1971 mezunlarının takımını o yıllarda okuyanlar çok iyi hatırlarlar. Bu takımın kalecisi Mehmet Erişkin ağabeyimdi. O yıl beni futbol takımına, çok istememe rağmen, sigara içtiğim bahanesiyle seçmediler. Ama ben bunun gelecek yılı var dedim ve yıl boyu bulduğum her fırsatta çalıştım. Bu çalışmalarda bana mezun olduktan sonraki yılda bile Cumartesileri okula gelerek yardımcı olan sevgili Erişkin ağabeyimin hakkını ödeyemem.

Yukarıdaki fotoğrafta solda Mehmet Erişkin ve sağda Mehmet Yalçıntepe ağabeylerim.
Solda Mehmet Erişkin ve sağda Mehmet Yalçıntepe ağabeylerim

Lise 2’ye geçtiğimiz yıl sevgili sınıf arkadaşım Ömer Pesen ile ben seçildik okul takımı kaleciliğine. Sevgili Ömer’in doğal olarak fiziksel üstünlüğü vardı bana karşı. Fakat ben gerçekten büyük bir istekle çalışıyordum. Takımla ilk tanıştığı gün hocamız Ruhi Sarıalp benim kaleci olabileceğime pek inanmamış ve bunu da sözleriyle belirtmişti. Fakat nasıl hevesle çalıştığımı gören de o oldu. O yıl çıktığımız ilk resmi okul maçında herkesin sürpriz olarak gördüğü bir kararla ilk on birde ben çıktım sahaya. Sevgili Ömer ikinci yarıda görev aldı. Ondan sonra iki yıl tüm maçlarda kaleyi ben korudum. Bana güvenen ve kendime güvenmemi takdir eden rahmetli Ruhi Sarıalp hocamın yüzünü kara çıkartmadığıma inanıyorum.

Okulda spor yaptığım yılların madalya anısına yukarıda değindim. Okullar arasında yapılan İstanbul kros yarışmasında ciddi bir sakatlık yaşadım ve uzun bir süre topal dolaştım. Bundan sonra da atletizmi bıraktım. Bunda bir etken de sigaraya başlamam oldu. Bu kusurumdan ise 1991 yılında kendi kararımla kurtuldum. O yıldan beri sigara kullanmıyorum.

Şubat 1972’de Şeref Stadı’nda okul takımıyla çıktığım ilk maç, rakip İstanbul Erkek Lisesiydi. En baştayım.
umit-kivman-07
Yine 1972’de  takımın bir bölümünün antrenman maçı öncesi fotoğrafı. Ayaktakiler: Mehmet Ali, Cahit, 56 Hikmet, Yalçın, Halit, Eyüp, Nejat, Eşref. Oturanlar: Mümtaz, Reha, ben, Cemail, Doğu ve Recep.


Seyredenlerin gerçekten başarılı olduğumu söyledikleri o maçı gol yemeden bitirmekten çok mutlu oldum

Okul futbol takımıyla yaşadığım en güzel anım, Sultanahmet Ticaret Lisesi ile yaptığımız maç oldu. İstanbul’un o yıllarda futbolda sözü geçen bu okulu, okul spor yurtlarından bir yıl önce aldığı ceza ile iki küme birden düşürülerek bizim rakibimiz olmuştu. Gruptaki diğer iki liseyi 4-5 farklı sonuçlarla yenmişlerdi. Bizim maça da aynı istekle çıktılar doğal olarak. Neredeyse tek kale oynanan maç 0-0 bitti. Seyredenlerin gerçekten başarılı olduğumu söyledikleri o maçı gol yemeden bitirmekten çok mutlu oldum. Aldığımız bu sonuçla da küme düşmekten kurtulduk aynı zamanda. En kötü anım ise ertesi yıl talihsiz bir son maçın ardından averajla küme düşmemiz olmuştur. Ne demişler, sporda kazanmak olduğu gibi kaybetmek de var.

Yukarıdaki fotoğrafta Yalçın Ceylani ile poz vermişiz.
Yalçın Ceylani ile

Mezuniyetten sonraki yıllarda, ilk olarak 1980 yılından başlayarak Darüşşafaka Spor Kulübüne çeşitli şekillerde hizmet verdim. Fakat daha sonra çeşitli nedenlerle çalışmalarımın ağırlığı Darüşşafakalılar Derneğine kaydı. Çok özel bir nedenle birkaç yıl öncesinden beri de DSK üyesi değilim.

Okul sonrasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdim. Meslek olarak muhasebeciliği seçtim. 1989 yılından bu yana SMMM belgesi sahibiyim. 1973 yılında başladığım mesleğimin yanı sıra çalışma yaşamımın 15 yıllık bir bölümünde sigorta sektöründe yöneticilik yaptım. Bunun birkaç yılında yurt dışında da çalıştım. 2012 yılında tam olarak emekliye ayrılma kararı vermiştim. Ama Cemiyetimizde benim gerçekleştireceğim bir görev olduğunu öğrenince bu kararımdan vazgeçtim ve Cemiyetimizdeki şu anda yaptığım görevime başladım. Görevim Bağışçı Özel Hizmet ve Emanet Eşya Yönetimi Koordinatörlüğüdür. Aynı zamanda Cemiyetimizin iktisadi girişimlerinde yönetim kurulu üyesiyim.

Hele bir de tatil yapma fırsatım olursa değmeyin keyfime.

Kitap okumak, TV’de futbol maçı izlemek, çiçek yetiştirmek ve seyahat etmekten çok keyif alıyorum. Hele bir de tatil yapma fırsatım olursa değmeyin keyfime. Türk Sanat ve Halk Müziği dinlemek de gerçekten çok sevdiğim bir hobi. Yemek seçmemek en önemli özelliklerimden biridir. Sadece yumurtalı ıspanak yemeyi, bendeki özel olumsuz anısı nedeniyle beceremiyorum.

yukarıdaki fotoğraf Metin Oktay’ın jübile maçında çekilmiştir. Sinyor Bartu GS ve Kral FB formasıyladır. O yıllarda insanlar maçlarda böylesine tolerans örnekleri verirlerdi.
Metin Oktay’ın jübile maçından bir sahne. Fenerbahçeli Sinyor Bartu GS ve Galatasaraylı Kral Metin FB formasıyla… O yıllarda insanlar maçlarda böylesine dostluk ve hoşgörü örnekleri verirlerdi.

2007 yılı sonrasında gelişen rezillikler sonrasında çok sevdiğim Türk futbolunu kesin olarak ilgi alanımın dışına ittim. Kendimi bildim bileli bir Galatasaray taraftarı olmama rağmen, o tarihten beri artık sadece Daçkalıyım. Sporcu olarak Turgay Şeren, Metin Oktay, Can Bartu ve Necmi Mutlu benim en değer verdiğim kişiler olmuştur. Bugünlerdeyse kendi branşı için iyilerin olduğu kesin ama onlara kelimenin tam anlamıyla sporcu diyebilmek bana çok zor geliyor. Bunun nedeninin “ben sporcunun…” diye başlayan Atatürk vecizesi olsa gerek diye düşünüyorum.

Yalancılık en nefret ettiğim şeydir. Politikacılara ve kendini sanatçı zanneden bazı insanlara gerçekten sinir oluyorum. Doğaya ve sanat eserlerine her zaman hayranlık duymuşumdur.

Darüşşafakalı olmak da en çok gurur duyduğum özelliğimdir.

*Giriş paragrafı için Yusuf Eradam’a (DŞ 73) teşekkürler.

ök/fa/kk Ağustos 2015

YORUM YAZIN

Please enter your comment!
Please enter your name here

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.